• Dolar Alış 3.9300TL
  • Dolar Satış 3.9143TL
  • Euro Alış 4.6528TL
  • Euro Satış 4.6343TL
Tıkla Gelsin
Reklam

Ben Bu Milletin İzzetini Şerefini Ayaklar Altına Aldırtmam

Erdoğan’dan AB’ye Sert Mesaj:

Cumhurbaşkanı AB süreciyle ilgili, “Kusura bakmayın. Sizi kapıda bekleten muhatabınızla bir yere kadar pazarlık yaparsınız. Ben bu milletin izzetini, şerefini ayaklar altına aldırtmam.” dedi.
Türkiye Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Kurulu toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB üyelik süreciyle ilgili, “Arkadaşlar kusura bakmayın. Herhalde sizi kapıda bekleten muhatabınızla bir yere kadar pazarlık yaparsınız. Ben bu milletin izzetini, şerefini ayaklar altına aldırtmam.” dedi.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları;
“Geçtiğimiz 14 yılda ülkeyi 3 kat büyüterek başarılı bir performans ortaya koyduğumuza inanıyorum. Türkiye 3 kat büyümüşse buradaki işadamlarımızın pekçoğunun işleri 5 kat 10 kat büyümüştür. Özel sektörün lokomotifliğini çok önemsiyoruz. 2023 hedeflerine sizler ve tüm girişimcilerimizin katkılarıyla ulaşacağız. Özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörün de herşeyini borçlu olduğu milletine ve devletine katkı sunacağını ümit ediyorum. 3 Kasım 2002 tarihi iş dünyamız için bir milattır. AK Parti iki kavramla ifade edilmiştir: İstikrar ve güven. Türkiye bunlardan uzaklaştığı ölçüde sıkıntıya düşmüştür.
“KİMSE BANA GEZİ OLAYLARINI 2-3 AĞAÇ OLDUĞUNU SÖYLEYEMEZ”

Ben “Bu kriz teğet geçer” dediğimde birileri kendi akıllarınca dalga geçti. Nitekim dediğim gibi oldu. 2008 küresel ekonomik krizine direnen Türkiye, 2013’den itibaren başlayan bir dizi saldırı karşısında çok ciddi mücadele yürütmek zorunda kaldı. 35 yıldır bir terör mücadelesiyle içeride daha sonra ilave dışarıda Suriye’deki savaşın bize yansımasıyla terörle ayrı mücadele etmek zorunda kalmıştır. Kimse bana Gezi olaylarının amacının Taksim’deki 3-5 ağaç olduğunu söyleyemez. Kimse bana 17-25 Aralık’ın adaleti sağlamak, hukuku sağlamak olduğunu söyleyemez. Kimse bana çukur eylemlerinin masum amaçlar taşıdığını söyleyemez.
“15 TEMMUZ’UN AKSİNİ DÜŞÜNEN VARSA AKLINDAN ŞÜPHE EDERİM”

15 Temmuz’un bu ülkeyi işgale ve milleti esir almaya yönelik bir kalkışma olmadığını öne süren varsa onun aklından şüphe ederim. 16 Nisan haloylamasında işlerin nasıl şirazesinden çıkarılmaya çalışıldığını hep birlikte yaşadık, gördük. Başka ülkelerin sırtlanamayacağı Türkiye’nin bir parça yorgunluk alameti göstermesini normal karşılamak gerekir. Şundan emin olunuz, en kötüsü geride kaldı. Saldırıya rağmen ayakları üzerinde duran Türkiye’de inşallah aydınlık bir gelecek vardır.
“HER YIL 1 MİLYON İSTİHDAM OLUŞTURMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

16 Nisan’dan sonra Rusya, Çin, ABD ziyaretimiz oldu. 3-5 gün sonra Belçika’da NATO liderler zirvesine katılacağız. Koşarak dünyadaki Türkiye’nin konumunu, yerini çok daha güçlü kılmanın gayreti içinde olacağız. Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi yürümeyecek. Demokrasi ve ekonomide yeni atılım döneminin hazırlıklarını yapıyoruz. Çalışan, üreten, yenilik peşinde olan, istihdam oluşturan girişimcilerimiz yeni dönemin en muteber insanları olacaktır. TÜSİAD’ın da yeni Türkiye’de üzerine düşen milli ve yapıcı rol oynayacağına inanıyorum. Biz büyük bir milletiz, biz büyük bir ülkeyiz. Bu büyüklük yapmamız gereken işlerin, sorunlaın da büyük olduğu anlamına geliyor. Her yıl 1 milyon istihdam oluşturmak durumundayız.
“RUS PAZARINDAKİ TALİHSİZLİKLER BİZİ YENİ KAPILARA TEŞVİK ETTİ”

Başlattığımız ihracat seferberliğinin meyvelerini yavaş yavaş alıyoruz. Rusya pazarındaki kayıplar gibi talihsizlikler bize yeni kapıları zorlamaya ve alternatifler üretmeye yöneltmiştir. Şimdi yeni imkanları devreye alıyor, hem de Rusya’yla hızla iyileşen ilişkilerimizi mevcut kazancın üzerine ilave ediyoruz. Teşvik sistemini iyileştirdik. 23 ilimizi kapsayan Cazibe Merkezleri Projesi ile yatırımların hızla tamamlanmasını sağlıyoruz. Proje Bazlı Yatırım Teşvik Sistemi’ni başlattık. Enflasyonla mücadele her zaman olduğu gibi bugün de üzerinde hassasiyetle durduğmuuz konudur. İşsizlik oranlarındaki artış son dönemin en üzüntü verici olumsuzluğu olmuştur. TOBB’un 7 Şubat’taki ekonomi şurasında bir istihdam seferberliği başlatmıştık.
“FAİZLERİN YÜKSEK OLDUĞU YERDE GİRİŞİMCİYİ CESARETLENDİRMEK KOLAY OLMUYOR”

İlk fırsatta 81 ilimizin valisiyle yüz yüze istihdam seferberliğinde verilen ne kadarının yerine getirildiğini dinleyeceğim. Mali disiplin en başından beri taviz vermediğimiz ilkelerimizden biridir. Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan finans sektörünün yüksek karlılığı değil üretim, istihdam, ihracatı büyütülmesi, çoğaltmasıdır.Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir yerde girişimcilerimizi cesaretlendirmek kolay olmuyor. Bu konuda ortak aklı devreye alabileceğinizi ümit ediyorum.
BİZ SIĞINAN BİR ÜLKE DEĞİLİZ! BİZ KAPIKULU DEĞİLİZ

AB ile sıkıntılı giden ilişkilerimizden farklı olarak Gümrük Birliği ile ilişkilerimizi güçlendirerek devam ediyoruz. Bazı gerçekleri sizler dışarıdan gözlemliyorsunuz ama biz yaşıyoruz. AB dediğimiz zaman AB Türkiye’ye gönlünün kapısını, herşeyini açmış da Türkiye içeriye mi girmemiş? Böyle bir şey yok! Sene 1963, sene 2017. 54 yıldır bu ülkeyi afederseniz kapısında sürüm sürüm süründüren bir AB var. Bizden sonra kimler geldi kimler geçti? Hepsini bunlar aldılar. Türkiye’nin günahı neydi? Bizden çok sonra gelip müracaat edenleri alırken bunların özelliği ne? Türkiye’den bunlar çok mu güçlü? Altyapıları mı, üstyapıları mı iyi, hiçbirisi bizden iyi değil. Buyrun Bulgaristan, Yunanistan. Şu anda Yunanistan’ın 400 milyar Avro borcu var. Ama el bebek gül bebek her türlü desteği vermek suretiyle onu ayakta tutmaya çalışıyorlar. Bu gerçekleri görelim. Türkiye’ye referandum olayında yaptıklarını gördünüz. Türkiye sığınan bir ülke değil, biz kapıkulu değiliz! Bizim onurumuz var, haysiyetimiz var, oynanmasına müsaade edemeyiz.
FRANSA’NIN BİR DIŞİŞLERİ BAKANI BANA “BOŞUNA UĞRAŞIYORSUNUZ SİZİ ALMAYACAKLAR” DEDİ

Fransa’da Sarkozy, Almanya’da Merkel geldi. Bunlar gelip bir karar aldılar. Artık liderler bu zirvelere katılmayacak dendiler. Çok daha çirkini, 15 faslı 35 fasla çıkardılar. O zamanlar fasıllarda aç kapa yapılıyordu. Sadece birinci fasılda aç kapa yaptılar. Ondan sonra açılış yapılabilir ama kapanış olmayacak dediler. Bu kadar adice Türkiye’ye karşı, Türkiye’ye özgü böyle bir kararın alınması karşısında biz ne yapacaktık? Bunlara hala yalvarır yakarıp, “Ne olur bizi içeriye alın” mı diyeceğiz? Fransa’nın bir Dışişleri Bakanı aynen bana şunu söyledi: Boşuna çabalıyorsunuz sizi almayacaklar, dedi. Niye? dedim ve gerekçelerini açıkladı.
BEN BU MİLLETİN İZZETİNİ, ŞEREFİNİ AYAKLAR ALTINA ALDIRMAM

En son Avrupa Konseyi’nin aldığı karar. Bu kararı alıyorsun da ne olacak? Rusya için de aldın. Bu yaklaşımla bir yere vermek mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na Almanya, Hollanda, İsviçre’de her türlü saldırı yapılacak. Dışişleri Bakanıma uçuş izni verilmeyecek, Aileden Sorumlu Bakanım arabanın içine mahkum edilecek. Biz hala ‘yapmayın etmeyin’ mi diyeceğiz? Arkadaşlar kusura bakmayın. Herhalde sizi kapıda bekleten muhatabınızla bir yere kadar pazarlık yaparsınız. Ben bu milletin izzetini, şerefini ayaklar altına aldırtmam. Biz her türlü görüşmelerimizi yapıyoruz. Eğer bunun karşısında AB yetkilileri bizlere adil, olumlu yaklaşımları sürdürürlerse biz yola devam ederiz. Sürdürmedikleri takdirde tabii ki başımızın çaresine bakacağız. Avrupa pazarı bizim için ne kadar önemliyse biz de Avrupa için çok önemliyiz, belki de daha fazlası.

queries in 0,481 seconds.